KENE AŞISI VAR MI !!!

Tarih : 26.06.2006
İçerik :
Dünya, Domuz Gribi ile boğuşurken Türkiye'de her hafta birkaç kişi, Kırım Kongo'dan hayatını kaybediyor. Peki bu ölümleri önlemenin tek yolu kenelerden uzak durmak mı? Aynı soruları köşesinden seslendiren Hıncal Uluç bir iddiayı da gündeme getirdi. Avrupa'da kullanılan kene aşısı neden Türkiye'de yok? Bu aşıyı üreten şirketin Türkiye temsilcisi Eczacıbaşı neden satmıyor?


Sağlık Bakanlığı, iddia edildiği gibi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan kene cinsine karşı dünyada geliştirilmiş bir aşı olmadığını açıkladı. Türkiye’nin kendi aşısını üretmeye çalıştığı; ilk aşı örneğinin ise 4 yıl sonra ortaya çıkacağı bildirildi.

Hurriyet.com.tr Avrupa’da yapılan kene aşısını Türkiye’ye getirmemekle suçlanan Sağlık Bakanlığı’na, keneyle ilgili merak edilenleri sordu. Yanıtları ise Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Seracettin Çom verdi:

- Avrupa’da olduğu söylenen kene aşısı neden Türkiye’ye getirilmiyor?
Kırım Kongo Ateşi hastalığına neden olan kene türüne karşı aşı henüz dünyada yok. Avrupa’da olduğu söylenen aşı, bir başka kene cinsinin neden olduğu hastalığa karşı geliştirilmiş bir aşı. Bu hastalık bizde yok. ABD’de görülen ve aşısı olan hastalık da bizde yok. Dolayısıyla Avrupa’da ve Amerika’da olduğu söylenen aşının, bizde görülen Kırım Kongo’ya etki etmesi mümkün değil; çünkü virüsleri farklı.

Peki bu tür için aşı üretilemez mi?

Kırım Kongo bazı Balkan ülkelerinde, Kırım’da, Kongo’da, Tacikistan ve Ukrayna gibi ülkelerde yani Karadeniz’in etrafındaki havzada görülüyor. Tüm aşı üreticilerine, çağrıda bulunduk ama rantabl bulunmadığı için yanaşmadılar. Biz de dünyanın en büyük aşı üreticisi Pasteur Firması ile bir anlaşma yaptık ve geçen yıl aşı üretme çalışmalarına başladık. Aşıyı Türkiye’de üretme kararı aldık.

ÖNCÜ AŞI 4 YIL SONRA
Aşı hangi aşamada?
Aşının ilk safhası olan virüsü üretme ve izole etmeyi başardık. İkinci safhaya geçme çalışmalarımız devam ediyor. Prosedür gereği bir aşının üretilmesi 10 yılı buluyor. Ama ilk aşının prototipini yani öncü aşının 4 yıl sonra teslim edilebileceğini bildirdiler. O aşamadan sonra saha çalışmaları, yan etkileri gibi bir diğer safhasına geçilecek.

Yani aşı 10 yıldan önce mümkün olmayacak. Peki bu arada virüs şekil değiştirirse?
Prosedür gereği 10 yıl beklemek gerekecek. Bu virüs şekil değiştirmiyor; şekil değiştirme grip virüsüne özgü bir durum. Kaldı ki değiştirse bile; aşı elde olursa değişmiş virüse adapte etmek; baştan aşı üretmeye göre çok daha kolay. Tıpkı domuz gribi gibi. 6 ayda aşısını üretiyoruz, dediler.

TAVUK ÇARE OLAMAZ!
“Türkiye’de önceden de kene vardı ama hiç hastalık yoktu. Kuş gribi nedeniyle tavuklar itlaf edildi, başımıza Kırım Kongo çıktı” deniyor. Dolayısıyla bahçede tavuk beslemek bir çözüm müdür?
Tam tersine. Tavuk keneyi artırıyor. Belki birkaç kene yiyor ama kendisi en büyük kene taşıyıcılarından. Kanatlı hayvanların tümü öyle. Kaldı ki
tavuk itlafının yapıldığı yerlerde Kırım Kongo görülmedi. Ayrıca kene tavuktan ya da diğer hayvanlardan insana geçmiyor. Kene, tarladan geçiyor. Kişi tarlaya gidiyor, kısa bodur ağaçların olduğu yerin hemen yanında açılmış tarla varsa oradan alıyor.

Ormanlık alanda piknik yapılırsa risk yok mu?
Kene her yerde var ama virüsü bulaştıran cinsi, kırsal alanda bulunuyor. Dolayısıyla asıl risk tarlada. İl merkezlerinde virüs kapan tek bir vaka yok.

Geçen yıla göre ölüm sayısı arttı mı?
Geçen sene 1 Ocak-25 Haziran’da 737 vaka 33 ölüm gerçekleşirken; bu yıl aynı dönemde 553 vaka 27 vefat var. Dolayısıyla hem hasta sayısında hem de ölümde bir azalma var. Bakanlık olarak kırsal alana yönelik o kadar yoğun gidiyoruz ki; bizi gördüklerinde ‘yeter artık gelmeyin’ diyorlar. İlaç veriyoruz, korunma yollarını anlatıyoruz, kene yapışırsa nasıl çıkaracaklarını gösteriyoruz.Tarım İl Müdürlükleri hayvanlarını ilaçlıyor.

HASTANEYE GELMEYEN ÖLÜYOR
Keneden ölüm nasıl oluyor?
Ölen vakalarımızın yüzde 99’u keneyi kendi çıkarmış, bize gelmemiş kişiler. Beni kene ısırdı, diye gelenler içinde ölüm oranı yüzde 1.

Yalnız sorun keneyi kendi çıkarıp çıkarmaması değil, bize gelmeyişi. Oysa keneyi çıkardıktan sonra 112 Acil servisini arasa, “Ben gelemeyeceğim” dese.

Mutlaka biz gideriz.

Keneyi koparmadıktan sonra risk yok mu?
Kenenin mümkün olduğu en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılması gerekiyor. O cins kene vücuda yapıştığında kamı emiyor emiyor, gövdesi büyüyor; ondan sonra virüsü veriyor. Bu nedenle bir an önce usulüne uygun çıkarılması gerekiyor.

Usulüne uygun, ne demek; kafasını koparmadan mı?
Öncelikle elinde eldiven olacak. Üzerine benzin, yağ, su gibi gibi hiçbir şey dökmeyecek ki; kene aktif hale gelmesin. Diklemesine tutup yukarı doğru çekecek. Kafası içinde kalsa da sorun değil; çünkü virüs kafasında değil karnında. Dolayısıyla önemli olan gövdeyi çıkarmak. Usulüne uygun çıkarmayı bilmiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna gidecek.

ECZACIBAŞI'NDAN CEVAP

Eczacıbaşı İlaç, Avrupa’daki kene aşısı Ticovac’ı neden Türkiye’ye getirmediğini açıkladı:
Avrupa’nın kenesi ise Türkiye’ninki farklı…
Eczacıbaşı yetkilileri yaptıkları açıklamada “Keneler birçok mikroorganizmaları taşıyarak çeşitli enfeksiyon hastalıklarına neden olmaktadır. Bu enfeksiyonlarla mücadelede başarılı olabilmek için taşınan farklı mikroorganizmalara karşı ayrı ayrı özgün aşılar geliştirilmesi gerekmektedir” denildi.

Baxter Avrupa için geliştirdi!

Eczacıbaşı’nın Türkiye temsilciliğini yaptığı Baxter International’ın 25 yıl önce o dönemde keneler tarafından taşınan bir virüsün neden olduğu ve beyin iltihabı nedeni ile ölümcül sonuçlar doğuran enfeksiyona karşı bir aşı geliştirdiği anımsatıldı. Bu aşının halen Avrupa’nın bazı bölgelerinde görülen enfeksiyona karşı başarıyla uygulandığı belirtildi.

Kırım Kongoya olmaz!

Türkiye’de son yıllarda görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olan mikroorganizmanın, farklı bir virüs olması nedeniyle daha önce geliştirilen aşının kullanılmasının mümkün olmadığı vurgulandı. Bu nedenle de Baxter’in geliştirdiği Ticovac adlı aşının Türkiye'ye ithalatının yapılmadığına dikkat çekildi.

Aysel Alp
hurriyet.com.tr

 

 
 

TÜM HABER BAŞLIKLARI

 
 


 
12.07.2010
ÖZEN ECZANESİ - 376 32 36

13.07.2010
CEYLAN ECZANESİ - 329 09 30

14.07.2010
YAPAROĞLU ECZANESİ - 376 10 24

15.07.2010
EGELİ ECZANESİ - 329 17 88

16.07.2010
YENİKENT ECZANESİ - 376 36 43

17.07.2010
KÜÇÜK ÇİĞLİ ECZANESİ - 329 10 20

18.07.2010
TEMEL ECZANESİ - 329 38 75

19.07.2010
YEŞİM ECZANESİ - 329 17 31

20.07.2010
ÇİĞLİ ECZANESİ - 376 51 63

21.07.2010
HAZAL ECZANESİ - 376 55 40

22.07.2010
GÜMÜŞİĞNE ECZANESİ - 386 13 37

23.07.2010
EGECAN ECZANESİ - 376 08 06

24.07.2010
SOYSAL ECZANESİ - 329 15 33

25.07.2010
HAZAL ECZANESİ - 376 55 40

26.07.2010
SOYDER ECZANESİ - 386 40 99

27.07.2010
TEMEL ECZANESİ - 329 38 75

28.07.2010
AZİM ECZANESİ - 376 58 11

29.07.2010
ATIL ECZANESİ - 394 20 30

30.07.2010
YENİ GÜLCE ECZANESİ - 329 28 28

31.07.2010
DİLAY ECZANESİ - 329 56 86

 
 
  Tasarım & Uygulama: Aynur Uğurlu